Kitap Hırsızı Okunmalı Mı?

  • KİTAP HIRSIZI - MARKUS ZUSAK


  • Savaş her zaman ve her yerde aynıdır. Çok kuvvetli ve yıkıcı bir şekilde gelir, zayıf ve halsiz bir şekilde gider. Ancak bu sadece savaşın ta kendisidir. Savaşa tanık olan ve bundan zarar gören insanlar için böyle değildir bu. Birileri tek yıkımın küçük bir ev olduğunu düşünürken belki de onlarca insanın hayatı yıkılmıştır orada. Büyük savaşlarda bunlar çok nadir yazılır. En azından savaşı başlatan taraf bahsetmez bunlardan. Belki vicdanını rahatlatmaya çalışıyor belki de gerçekten umrunda değil. Ne fark eder? O insanlar bir insanın hayatına olabilecek en kötü şekide girmişlerdir zaten. Tıpkı girişleri gibi çıkışları bile kahreder insanı. Savaşın kaderi bu aslında. Herkes bir şekilde savaşırken ondan en çok nefret eden yine insanlardır.

    Şimdi kitap hakkında konuşalım biraz. Birçok insanın okuduğu bir kitap. Ben de bunu bildiğim için okumalarımda öncelik tanımıştım. Okuyan insanların genel yargısı şu:”Kitabın son 100 sayfasında ağlamaktan kahroldum.”
    Gerçekten etkileyici bir kitaptı. Eğer yazar aynı yazım tarzında başka bir konuda yazsaydı bu kadar etkileyici olacağını sanmıyorum. Daha öncede belirttiğim gibi hepimiz nefret ediyoruz savaşlardan. Kitap, okuduğum tüm kitaplardan farklıydı. Evet bir anlatıcı vardı ancak anlatıcımız Ölüm Meleği‘ydi. Bu konuda yazar gerçekten çok etkileyici bir yol seçmiş. Bu yüzden özellikle belirttim tüm savaşların aynı olduğunu. Çünkü Ölüm Meleği tüm savaşlarda oradaydı ve çalışıyordu. Elbette kitapta savaş kadar Yahudilere yaptığı soykırım da vardı Hitler’in. Bu konuda konuşuyor olmak bile bir insanlık suçu bence. Hiç kimse sırf olduğu kişi olduğu için cezalandırılıp öldürülmemeli. Ne yazık ki Yahudiler geçmişte çektikleri acıları unutup belki de sırf bu yüzden hırslanıp başka canları yakıyor ancak yine de 2. Dünya Savaşı sırasında başlarına gelen bu felaket unutulacak ve doğru karşılanacak gibi değil. Bunu da özellikle belirttim çünkü gerçekten o zaman gerçekleşen olayları hala daha destekleyenler veya onaylayanlar var. Halbuki Türk olmak onların seçimi olmadığı gibi Yahudi olmak da onların seçimi değildi. Ayrıca bu bir seçimle gerçekleşseydi bile yine de böyle bir şey yapmak alçakça olurdu. Ve ne yazık ki Hitler doğarken ne olacağını seçemeyen insanlara bunları yaparak alçaklığı seçmiştir. Kelimeleri bu kadar iyi kullanan bir insan için ne kadar da kötü bir kader öyle değil mi?

    Anlamış olabileceğiniz üzere kitabın konusu Nazi Almanyasında yaşayan küçük bir kızı, ailesini, kitapları nasıl ve nereden çaldığını –kitabın adında olduğu gibi sonuçta o bir kitap hırsızı-, arkadaşlarını ve onun bir süre bodrumunda yaşayan Yahudi arkadaşını anlatıyor. Kitabın sonunda herkes mutlu demek isterdim ancak 7.5 milyona yakın Alman vatandaşı ve tam olmamakla beraber 6-7 milyon da Yahudi mutsuz bir sona erdi. Bahsettiğimiz olay savaşsa eğer mutlu bir son beklemek herkes açısından mümkün olmuyor ne yazık ki. Savaş tıpkı herkeste olduğu gibi küçük kızımızın da birçok değer verdiğini aldı.

    Kitabı okuduğunuz süre boyunca yazar, anlatıcı- Ölüm Meleği- önceden gerçekleşecek olan olayları pat diye söyleyiveriyor. Buna rağmen içinizde “spoiler yedim” düşüncesi değilde “Nasıl olmuş, kim ne yapmış?“gibi merak düşünceleri oluyor. Ve bu da yazarın kullandığı dilin ne kadar da insanı kendine bağlayan bir gücü olduğunu gösterir. Bu arada bu kitabın aynı isimli bir filmi var. Ben henüz izilemedim ancak izlemeyi kesinlikle düşünüyorum. Olurda siz de izlemek isterseniz diye hemen buraya bir link bırakıyorum.

    Genel olarak kitabın bende bıraktığı izlenimden bahsetmem gerekirse eğer buna da değineyim. Okuduğunuz konu yaşadığımız dünyada yaşandı ve bu gerçek hiçbir zaman değişmeyecek işte bunu bilmek insanda büyük bir acı bırakıyor. Kitabın sayfaları ilerledikçe kitaptaki karakterler ile olan bağlantınız kimilerinde dostluğa bile dönüşebiliyor. Bu kitap gerçek anlamda yaşamın ta kendisiydi. Birçok filmde ve kitapta sevdiğiniz karakterleri öldürmezler ancak hayatta böyle değildir. Ölüm ansızın gelir ve en sevdiğinizi alır götürür. İşte bu vardı kitapta. Bu yüzden gerçeği tam olarak yansıtmış oldu benim gözümde. İlerleyen günlerde bu kitabı okumayanlara kesinlikle okumaları gerektiğini söyleyeceğim. Eğer siz de onlardansanız okuyun derim. Siz gerçeklerden kaçsanız bile gerçek varolmaya devam edecektir. Merak edenler için alta kitabın arka kapağını bırakacağım. Keyifli okumalar dilerim..

    Markus Zusak’ın 2.Dünya Savaşı Almanya’sında yaşayan küçük bir kız çocuğu Liesel Meminger’in uzun süre hafızalardan silinmeyecek ilginç hikayesini çarpıcı bir dille anlatan Kitap Hırsızı şimdiye kadar 30 dile çevrildi. Avustralya ve çeşitli ülkelerde pek çok ödül almasının yanı sıra; Amazon.com, Amazon.co.uk ve The New York Times çoksatanlar listesinde bir numara yükseldi. Brezilya, İrlanda ve Tayvan’da da birinci sıraya yerleşirken, İngiltere, İspanya, Norveç, İsrail ve Kore’de ilk beşe girdi. Uzun süre çoksatanlar listelerinde üst sıralardaki yerini koruyan ve aynı isimle sinemaya uyarlanarak daha da geniş kitlelere ulaşmayı başaran Kitap Hırsızı, yazarın etkileyici dili ve merak uyandıran konusuyla klasikler arasında yer almaya aday bir kitap.

    Satın almak için.

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir